1 Haziran 2009 Pazartesi

Transfobinin Büyüğü Küçüğü Olmaz! // J'accuse!

Aslında homofobinin de olmaz; ama ben hikayenin kendime ait kısmını anlatacağım.

Yine annemden başlayalım. Senesini hatırlamıyorum; ama lisede olduğum, kendimi bildiğim yıllar... Gümüldür'de tatildeyiz teyzemlerle. Teyzem, ben, annem oturuyoruz balkonda, sohbet falan. Tatu'nun Eurovision'a girdiği seneydi belki de, bilmiyorum, konu bi şekilde eşcinselliğe geliyor. Annem homofobi tükürüyor ortaya bir yere,

- Yanlış düşünüyorsun diye, itiraz ediyorum bilindik cümlelerle. Suçları yok ki vs
- Beni ilgilendirmiyor aslında. Kendi hayatları, kendi özelleri. Kimle istiyorlarsa olabilirler, diyor.
- Yakınında biri olsa da böyle der misin acaba? Mesela Mustafa (kuzenim) gay olsa, öğrensen? diyorum ve o zifiri karanlıkta annemin buğday teninin sarardığını görüyorum. Yakınında biri, sadece fikren bile onu mahvetmişti.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın'cılık mı oluyor, ne dersiniz? Annemin homofobik olmadığını söyleyebilir miyiz? Hayır. Eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüellerin (artık her kimse)... "özel hayat"larına hoşgörüyle yaklaştığını söyleyen; ama onları kendi özel hayatlarına sokamayan, arkadaşlık kuramayan ve kamusal hayata dahil etmekte tereddüt eden, ilişkilerini sadece transfobi yüzünden sınırlayan; bu kişilere herhangi biri gibi davranamayan herkes ne olursa olsun fobi içeren bir tutumdadır.

Hayat "özel hayat" ve "kamusal/kamuya açık hayat" olarak ayrılmaz aslında. Kişisel olan, politiktir.

Transfobi söz konusu olunca işin başka bir boyutu daha var: herkesin çocukluk fotoğrafları var, değil mi? Benimkiler bana benzemiyor. Elbise giydirilmiş veya saçı uzattırılmış bir çocuğun onlar. Eğer sadece dönüşmekte olan ve dönüşmüş kimliğime sahip çıkarsam bu da transfobidir. O fotoğraflar yokmuş gibi yapamam, bir zamanlar olduğum şeyi çöpe atamam. O da şu anki benin bir parçası değil mi? Biyoloji üzerinden düşünelim: O hormonlar onca yıl ona göre çalıştı ve buna bağlı olarak benim korteksime kadar bi ton şey herhangi bir erkeğin sahip olduğundan farklı şekilde gelişti. Takdir toplayan ve övündüğüm hitabet kabiliyetimin kaynağı östrojenin kortekse etkisi mesela. Vaz mı geçeceğim şimdi bundan?? Genelde erkeklere sağlanmayan; ama bana "bahşedilmiş" bir lütuf gibi mi lanse edeceğim??

Yapamam sahtekarlık.

Ve ilan ediyorum: Toplumda herhangi bir erkek gibi yaşayan; kadın biyolojisinin sağladığı deneyimi reddeden, gizleyen her trans erkek transfobiktir!

Suçluyorum: Beni transseksüelliğimi saklamaya, sıradan bir erkekmişim gibi davranmaya sevk eden, farklılığımı yok saymaya çalışan toplumsal normlar transfobiktir!


Kimse kendini avutmasın, transfobik olmamak "onların da yaşamaya hakkı var" demekten ibaret değildir.

2 yorum:

storm_of_bridge dedi ki...

Ben 19 yaşımdayım. 16 yaşımda aileme açıldım. ilk zamanlar kabullenemediler fakat sert bir kararlılıkla ve aramızdaki sevgi bağı sayesinde onlara ne olduğumu kabul ettirdim. Tabi, uzun bir süreçti ve 17 yaşımda üniversiteye başlamamın yani evden uzaklaşmamın faydası büyüktü. fakat okuduğum bölüm şan (ses sanatkarlığı) olduğundan ve bayan kategorisinde bir sese sahip olduğumdan, böyle olunca da hocalarımın -olması gerektiği gibi-(sanatın mükemmel arayışı içinde) bana kadınlığı dayatmaları, bu kadar sevdiğim, meslek edinecek olduğum sanattan beni uzaklaştırdı. okula gitmemeye, haliyle derslerden kalmaya başladım. şimdi yaklaşık 2 aydır m.ü. hastanesinde psikiyatrik destek alıyorum. çünkü aileme birilerinin benim transseksüel kimlikte olduğumu belgelemesi gerekiyor. kızmıyorum, normaldir, 4 kız evlattan sonra doğan ‘5. bir kız çocuğu’na -son umut olan çocuğa- bu ismi konduramamaları. ne yazıktır ki ben onlara açılana kadarki çektiğim sıkıntı bir yana dursun, açıkladıktan sonraki bombardımanlar karşısında dik durmaya ve bütün kalmaya çalışırken ailemin kaygısı "peki biz insanlara ne diyeceğiz bize 'gözde'yi sorduklarında" idi. hal böyle olunca iş başa düştü ve sağ olsun açık görüşlü dostlarımın da manevi desteğiyle bu var olma savaşımına sizlerden de haberdar olarak girmiş bulundum. açıkçası bir müzisyen olarak değiştiğimde bunu gizlemeyeceğim ki Türkiye’de ilk trans erkek şarkıcı diye bir başlangıç olabilsin. biz güçlü insanlarız. normal diye adlandırılan kişilerin bütün dertleri alınlarında çıkan bir sivilce olabildiğinde ve sevgilerinin önünde hiçbir engel olmamasına rağmen -bizim sevdalarımızda tek eksik olan 'normal' iken- birbirlerini anlayamayan hatta çoğu zaman anlatacak bir şeyi bile olmayan insanlarken, ben bunlara şahitlik ettiğimde bizlerle daha bir gurur duyuyorum. çünkü biz herşeye rağmen sevdik... engeller, saldırılar ve hakaretler karşısında sevgimizi kirletmedik, küçültmedik. trans fobiyi çevremdeki etkim altındaki insanlarda büyük ölçüde değiştirmeye çalıştım ve artık gözlerinde daha anlamlı bakışlar mevcut bizlere karşı. Bunu bütünen yıkabilmek için elimden geleni yapacağım. bunu değiştirecek olan bizleriz. bizlerin yeteneklerimizi ve düşüncelerimizi göz önüne sermemiz, cinsiyetten ve ırktan bağımsız şekilde, kendi toplumumuzu iyi bilip iyi anlatarak medya organlarına ulaşmamız ve bu önyargıyı pekiştiren Bülent Ersoy gibi abartıyı yaşam biçimi haline getirmiş ve doğuştan bu kimlikteymişçesine -ki bu bir övünç kaynağı sayılmazken- kendisi ile övünmüş insanları önümüze birer aksi örnek olarak koyup, doğallığımızda kendimizi ifade etmemiz önemli.
Ve biliyorum, Bir gün trans fobi diye bir şey lügatimizde dahi olmayacak…

Cinsiyeti, ırkı, dini, düşüncesi ve ona dayatılmış olan sosyal sınıfından ötürü ezilmiş, darp görmüş, aşağılanmış ve dışlanmış olan tüm kardeşlerimize bin selam..!

Yalnız değilsiniz.

Devran Ali

aligullüm dedi ki...

merhaba devran ali,

içini dökmüşsün. iyi de etmişsin. yaşamlarımızı zorlaştırıyorlar ama hayat bir mücadele alanı. kötü hissettiğimizde yanımızda dostlarımız, birlikte mücadele ettiğimiz arkadaşlarımız var. şimdi yoksa da ileride olacaklar.herkesin içinde rahat ettiği kimlikla yaşama hakkı vardır.

sen de yalnız değilsin. şimdilik, 5-6 kişi bir araya geldik. aile, iş, okul,arkadaş çevrelerimizde nasıl algılanıyoruz, bize dayatılanlar, geliştirdiğimiz dayanma ve mücadele yöntemlerini birbirimizle paylaşıyoruz, başkalarıyla da paylaşmak istiyoruz. yakın çevremizde ve toplumun genelinde cinsiyete, cinsel kimliğe ve nasıl algılanıldığımıza dair önyargıları kırmak istiyoruz.

genelde pazartesileri toplanıyoruz ama bu hafta "LGBTT onur haftası" var ve orada yaptığımız video ve fotoğraf çalışmasını sergileyecek ve bir tartışma düzenleyeceğimiz için toplanma günlerimiz belli olmuyor. tanışmak, sohbet etmek,işlerin bir ucundan tutmak istersen voltrans email listesine üye olabilirsin, ordan da haberleşiriz.
voltrans@yahoo.groups.com

kendine iyi bak
aligül