19 Kasım 2009 Perşembe

LGBT’nin T sini konuşuyoruz

Transgender, Travesti, Transseksüel… Sürekli duyduğumuz hatta kullandığımız bu kavramlar üzerine derinlemesine düşünüyor muyuz? Peki ya toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, genderqueer ne demek? Bizim hayatlarımızda bu kavramların yeri var mı?
New York City LGBT Merkezi tarafından yapılan Transgender Temelleri adlı 20 dakikalık bir videodan yola çıkarak bu kavramları tartışmak için buluşuyoruz.

Gün: 21 Kasım 2009
Saat: 15.00–17.00
Yer: Haymatlos
Adres: İstiklal Caddesi, Rumeli Han C Blok
No 96 Kat2Beyoğlu - İstanbul

17 Ekim 2009 Cumartesi

2012: Transseksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun!

“2012: Transseksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun!” küresel eylemine bir destek de İstanbul’dan!

Amerikan Psikologlar Derneği (APA) 2012’de ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek. Eşcinsellik, biseksüellik gibi transseksüelliğin de ruhsal bir bozukluk olmadığını biliyor, cinsel yönelimden sonra cinsel kimliğin de doğallığının kabul edilmesi için sesimizi yükseltiyoruz!

Ankara’daki ve dünyanın birçok yerindeki eylemlerle eş zamanlı olarak, 17 Ekim’de, devam edecek eylemlerimizden ilkini yapacağız. Basın duyurusunun okunacağı bu eylemde hep birlikte olmayı umuyoruz.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!


Çağrıcı Kurumlar listesi aşağıdadır, kurumunuz destek vermek isterse bu maile cevap atabilirsiniz.
Kurumların desteğinin de ötesinde, sokaktaki katılımın olabildiğince yüksek olması kampanyanın başarısı açısından çok önemlidir. Bağlantıda olduğunuz tüm basın yayın kuruluşlarına ve mail listelerine yaygınlaştırın lütfen.


Eylem Çağırıcıları:
VOLTRANS: Trans-Erkek İnisiyatifi
İstanbul-LGBTT Sivil Toplum Girişimi
EHP'li LGBTT'ler


Gün: 17 Ekim 2009 Cumartesi
Saat: 15.30
Yer: Taksim Tramvay Durağı

17 Eylül 2009 Perşembe

Testosteron Hormonu Kullanımı

“Her iki hormonun eksikliği ya da fazlalığı, kadın ile erkek üzerinde ne tür belirtiler veriyor?” sorusu östrojen ve testosteronun vücuttaki etkisi hakkında da bilgi verir niteliktedir. Aşağıdaki tabloda 1. ve 4. sütunlar bununla ilgili kaba taslak bilgi verebilir.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

30 Temmuz 2009 Perşembe

Küçük kopyalar

Türkçe metin eksikliği çektiğimizden bahsetmiştik, bu eksikliği gidermeye çalışıyoruz: http://ftm.org.uk/faq/hormones 'dan alıntıdır.
Hormonlar
Erkeklik hormonları alırken (genellikle bir çeşit testosteron), hormonal morfolojinizi fizyolojik bir erkeğinki ile değiştiriyorsunuz, yani, sıradan erkeklerin tüm olası sağlık risklerini siz de edinmiş oluyorsunuz – örneğin, erken yaşlarda kalp krizi riski, yüksek tansiyon v.s. Buna karşın göğüs kanseri, tromboz gibi kadın hastalıkları geliştirme riskleri ortadan kalkıyor. Yani tam hayat daha iyiye gidiyor derken, sağlıklı yaşam tekrar devreye giriyor!!!
:· Tereyağını ve yumurtayı azaltın
:· Sigarayı azaltın ya da bırakın
:· Alkol tüketiminizi azaltın
:· Biraz egzersiz yapın – koşuyu deneyin
Tedavi sonuçları
İyi bir erkeklik hormonu düzeni oldukça çabuk sonuç getirecektir. Sustanon 250 gibi bir hormonal ilacın 15 günde bir yapılan ilk 2 enjeksiyonundan sonra, adetlerin tamamen kesilmesi gerekiyor. 12 ila 26 hafta arasında ses çatallanmaya başlıyor ve 9 ay ila 1 yıl sonrasında gelişimi tamamlanıyor.
Testosteronun sizi bedenen büyütmesi pek mümkün değil, ama pek çok genç FTM[i] (25 yaşın altında) boyda biraz uzama olduğunu ifade eder, kimileri de ayaklarının büyüdüğünü söyler. Gerçekten büyüyen ise klitoristir. Ereksiyon halinde 5 cm olana kadar gelişir ve sıklıkla çok daha hassas olur. FTM’lerin çoğu testosteron kullanırken libidoda inanılmaz bir yükseliş olduğunu ve mastürbasyonun (en azından birkaç yıl için) günlük bir şey haline geldiğini ifade ederler.
Pek çokları iştahta müthiş bir artış olduğunu ifade eder ve özellikle ameliyatı beklerken kilonuza dikkat etmeniz oldukça önemlidir. Göğüs çevresindeki aşırı yağ mastektomiyi[ii] çok daha zorlaştırır.
Sakal çıkmasını tahmin etmek daha zordur – ve çıkma miktarı (vücut tüyleriyle birlikte) muhtelemelen etnik kökeninize, aile geçmişinize göre farklılık gösterecektir; yaklaşık olarak nasıl olacağını tahmin etmek için erkek kardeşlerinize ya da babanıza bakın.
Kellik sıradan erkeklerin olduğu gibi FTM’lerin de karşılaştığı bir sorundur. Ancak görünüşe göre daha az rastlanır bir sorun.
Teknik olarak olası kellik biçiminizi dayılarınıza bakarak tahmin edebilirsiniz - ama bu her zaman işe yarayan bir kural değildir. Eğer eninde sonunda olacaksa kellikten kaçınmak için yapabileceğiniz çok az şey var, ama kelliği önlemek için hormon kullanımını BIRAKMAYIN. Zayıf kemiklerden dolayı acı çekmektense kel olmak daha iyidir. Dahası kelliğin bir “erkeklik işareti” olduğu kabul edilir.
Haplı Tedavi mi, Enjeksiyonlu Tedavi mi?
İlk testosteron tedavilerinde bir takım sorunlar vardı, temel olarak metil testosteron ve restandol gibi hapların karaciğerden metabolize edilmesi sebebiyledir – yani karaciğer tahribatı riski var ve karaciğer kanseri literatüründe bu şekilde kayıtlı bir vaka vardır, ayrıca birkaç ‘sarılık’ durumu bildirilmiştir, ancak genellikle bu geçicidir. Bunun dışında birkaç yüksek tansiyon ve katarakt gibi bazı göz problemleri de bildirilmiştir.
Ama – bildirilmiş durumların çok az olduğunu hatırlamalısınız. Bugünlerde, çoğu endokrinoloji uzmanı (hormonal ilaçlar konusunda uzmanlaşan doktorlar) testosteron enjeksiyonunu tavsiye etmektedir, çünkü sadece bir bölümü karaciğer yoluyla metabolize edilir ve bununla ilgili olarak daha az sorun bildirilmiştir.

Gerçek Risk - Osteoporoz
Aslında en büyük tehlike hormon almamaktan kaynaklanıyor. Testosteron kullanılmasıyla bir süre sonra yumurtalıklar çalışmayı ve östrojen üretimini bırakır. Eğer histerektomi[iii] ameliyatı olduysanız, o halde zaten östrojen üretimi olmaz (beyinde üretilen çok az bir miktar hariç).
Bu demek oluyor ki testosteron almadığınız takdirde hormonal bir temeliniz olduğu söylenemez. Osteoporoz riski. Genellikle “kırılgan kemik hastalığı” olarak bilinir, yaşça büyük kadınların menopoz sonrası geçirdiği rahatsızlıktır. Omurga kolonlarının boyutlarının küçülmesine ve kalça kemiklerini kırılgan hale gelmesine sebep olur. Osteoporozun önlenmesi Hormon Değişim Terapisi ile gerçekleştirilir. Kadınlar için bu açıkça östrojen yoluyla yapılır (onlar sakal bırakmak istemezler!!), ama testosteron da aynı işi yapar.
1970’lerde hormon kullanmamanın ya da metil testosteron gibi oral yollardan alınan ilaçların riskleri çok az bilinirdi. Ancak 1980’e gelindiğinde, testosteronun kas içi enjeksiyonunun FTM’ler ve bu şekilde tedavi gerektirenler için (genellikle skrotal kanser hastaları) çok daha iyi olduğu kabul edildi, çünkü doğrudan karaciğer yoluyla metabolize edilmiyor.
Ama bu sadece oldukça uzman ve sınırlı çevrelerce biliniyordu – ve bütüne bakılacak olursa FTM’leri tedavi eden doktorlar bu bilgili kesimden değildi. Ancak 1985’e gelindiğinde tavsiye edilen tedavi şekli (genellikle Sustanon’un) kas içi enjeksiyonlarıydı; Sustanon 250’nin her 2 ya da 4 hafta, veya Sustanon 100’ün her 10 ila 14 günde bir verilmesi FTM’ler için genel testosteron dozu olmalıdır.

Tedaviye Hayatınızın Sonuna Kadar Devam Etmeli misiniz?
1980’lerde pek çok kişi hormon kullanımına devam etmedi ve osteoporoz geliştirme konusunda büyük risk altında oldukları 1990’ların başlarına kadar fark edilmedi. 1996’da dozajların şu şekilde olması gerektiği düşünülüyor: (Bu rakamlar dünya çapında önde gelen endokrinolog, transeksüel endokrinolojisi ve tedavisi uzmanı Profesör Louis Gooren gözetiminde Free University of Amsterdam’da çalışan bir grup tarafından verilmiştir.)
:· Tedavinin ilk 3-5 yılı: Sustanon 250, 14 ila 21 günde bir (vücut yapısı vs.ye bağlı olarak).
:· Histerektomi sonrası, ya da 5 yıl sonra: Sustanon 100, 10 ila 14 günde bir veya Sustanon 250, 3 ila 4 haftada bir.
Osteoporoz artık tedavi edilebilir – eğer risk altında olduğunuzu düşünüyorsanız, kemik taraması isteyin ve sonuçları bir uzmanla görüşün. Kalsiyum takviyesi sizi gelecekteki bir çok sorundan koruyabilir – ama bu yalnızca hormon kullanarak geçirilen birkaç senenin ardından birkaç senelik bir ara verilmiş ise gereklidir.

Histerektomi Yaptırmalı mıyım?
Artık tüm FTM’lerin, tercihen tedavilerinin ilk yıllarında, histerektomi yaptırması tavsiye ediliyor. Rahim boynunda prekanseröz hücre oluşumunda risk artışı söz konusudur. Ancak bunun gibi büyük ameliyatlar da risk taşımaktadır ve spor performansını vb.yi etkileyebilir.
Bununla birlikte, genital ameliyatlardaki tekniklerin devamlı olarak ilerlediğini göz önünde bulundurmak önemlidir ve genital ameliyat yaptırmayı düşündüğünüz doktorunuzla, daha sonra phalloplasty gerçekleştirilecekken faydalı olabilecek dokuların korunması için histerektomiyi ertelemenizi tercih edip etmeyeceğini görüşmeniz gerekir.
Seçeneklerinizi açık bırakmak için - vajina kanalı yoluyla ya da gövdede çaprazlama ensizyondansa lateral (yukarı/aşağı) ensizyon şeklinde gerçekleştiren histerektomi yaptırın.

09 Temmuz 2009 Perşembe

Karmakarışık çorbadan geriye kalanlar: Kavramlar

Hem sosyolojide hem de çeşitli kaynaklarda EBT (Eşcinsel, Biseksüel, Transgender) ile ilgili çeşitli kavramlar geçiyor. Ben burada bunlardan bazılarını ele aldım. Bazı tanımlamaları da Hırvatistan’daki feminist kadın örgütünün - Women's Room - Center For Sexual Rights- dijital yayını Creation of Sex? Gender? (2008) aldım.

Cinsiyet; insanları dıştan görülen cinsel organlarına bakılarak, biyolojik karakterlerinin toplumsal kökenli tıbbı ve hukuki sınıflandırılmasıdır. Yasal sınıflandırma, ataerki, tıbbi normlar, genitaller ve cinsiyet özellikleri, biyoloji, seks rolleri ve kuralları, dil, toplumsal cinsiyet bu kategorinin altında sıralanabilir. “Eril” ve “dişil” cinsiyet kategorilerini aşan, cinsiyet farklılığının varlığına rağmen sadece iki kategoriye (“dişil” ve “eril”) bölen, cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğe neden olan sosyal bir kurgudur.
Toplumsal cinsiyet; kişinin onayladığı, ret ettiği ve/veya karşı çıktığı kendi kimliğinin ve ifadesinin bireysel kurgusudur. Ataerki, aksesuarlar, makyaj, takı, ayak giyecekleri, cinsel yönelim, beden dili, saç stili, kıyafetler, renkler, kanunlar, normlar, seks, dil, roller, meslekler, isimler bu kategorinin altında sıralanabilir. Hem “kadının” ve “erkeğin” seks ve toplumsal cinsiyet rolleri hem de “erkek/erkeklik” ve “kadın/kadınlık” ikili temelinde toplumsal olarak dayatılmış veya kurgulanmıştır.
Cinsel kimlik; kişinin kendi cinsel öz-kavrayışını belirtir. Doğumda dış cinsel organlarına bakılarak belirlenmiş cinsiyetiyle doğru orantıda olmak zorunda değildir.
Toplumsal cinsiyet kimliği; kişinin kendi toplumsal cinsiyet öz-kavrayışına işaret eder, doğumda atanmış cinsiyetiyle doğru orantıda olmak zorunda değildir. Her insan sadece “eril” ve “dişi” ikili kavramını içermeyen toplumsal cinsel kimliğe sahiptir.

Transgender bir cinsiyetten diğerine rol, norm, davranış, kıyafet, aksesuar, dil, vs. yoluyla geçen kişidir. İllaki bir varış noktası olması gerekmez. Yani tamamen “kadın” veya tamamen “erkek” gibi bir son nokta olmayabilir. Bazı kişiler anlık geçişler yaşar (“şu an erkeğim”, “şu an kadınım”), bazıları birkaç saatlik veya günlük geçişler (crossdresser, transvestit), bazıları da ömür boyu karşı cinsiyet halinde yaşar. Gittikçe anlamak zorlaşıyor değil mi! Belki de cinsiyet dediğimiz şey o kadar da “sabit” veya “standart” bir şey değildir. Transgender kişilerin bazıları vücutlarında bazı değişiklikler (hormon kullanma, göğüs aldırma, vs.) yapma isteği duyarken bazıları da böyle bir istek duymayabilir. Transgender kelimesi transseksüel, transgender, travesti, crossdresser, interseksüel, genderqueer, queer gibi kimlikleri de içeren geniş bir çatı kelime olarak kullanılmaktadır.
Transseksüel kişi her zaman rol, norm, davranış, kıyafet, aksesuar, dil, vs. yoluyla karşı cinsiyete geçişi benimsemeyebilir fakat özdeşleştiği cinsiyete (cinsel kimliğine) göre bedenini uyarlamak ister. Transgender kişiden ayrıldığı nokta ise -tam bir cinsiyet geçişi için yapsa da yapmasa da- sürekli olarak özdeşleştiği cinsiyet bedenine ait özelliklere sahip olma isteği taşımasıdır.

Herkesin cinsel kimliğini ve toplumsal cinsiyet kimliğini var olan tanımlara ve kategorilere uymak zorunda kalmadan tanımlama ve gösterme hakkı vardır.

Herkesin kendi bedeni ve kimliğini tanımlama hakkı ve toplumun bu hakka saygı göstermesini isteme hakkı vardır.

Herkesin toplumsal cinsiyetini ve/veya cinsel kimliğini tanımlama, kendi hakkında fikir belirtme ve kendi kimliğini belirleme hakkı ve adı geçenleri değiştirme hakkı vardır.

Herkes, “kadın” ve “erkek” ikili kavramına uymayan ve cinsel / toplumsal cinsiyet belirsizliğini ve çelişkisini de içeren cinsel ve toplumsal cinsiyet kimliğini gösterme hakkına sahiptir.

28 Haziran 2009 Pazar

Onur Yürüyüşü

Voltrans olarak ilk Onur Yürüyüşü'müze dövizimizle katılıyoruz.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Voltrans Çalışıyor

Pride için çalıştık.

Pazartesi'den itibaren bütün bir hafta boyunca 17.00-20.00 arası Karaköy Hafriyat sergi salonunda gösterilecek olan bir video enstalasyonu bir de fotoğraf çalışması hazırladık.

24 Haziran 2009, Çarşamba günü ise 18.30- 20.00 saatleri arasında, Açık Sahne'de "Be(de)n Atölyesi"ni düzenleyeceğiz.



Katılımlarınızı bekliyoruz.

Adresler için: www.prideistanbul.org

01 Haziran 2009 Pazartesi

Transfobinin Büyüğü Küçüğü Olmaz! // J'accuse!

Aslında homofobinin de olmaz; ama ben hikayenin kendime ait kısmını anlatacağım.

Yine annemden başlayalım. Senesini hatırlamıyorum; ama lisede olduğum, kendimi bildiğim yıllar... Gümüldür'de tatildeyiz teyzemlerle. Teyzem, ben, annem oturuyoruz balkonda, sohbet falan. Tatu'nun Eurovision'a girdiği seneydi belki de, bilmiyorum, konu bi şekilde eşcinselliğe geliyor. Annem homofobi tükürüyor ortaya bir yere,
- Yanlış düşünüyorsun diye, itiraz ediyorum bilindik cümlelerle. Suçları yok ki vs
- Beni ilgilendirmiyor aslında. Kendi hayatları, kendi özelleri. Kimle istiyorlarsa olabilirler, diyor.
- Yakınında biri olsa da böyle der misin acaba? Mesela Mustafa (kuzenim) gay olsa, öğrensen? diyorum ve o zifiri karanlıkta annemin buğday teninin sarardığını görüyorum. Yakınında biri, sadece fikren bile onu mahvetmişti.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın'cılık mı oluyor, ne dersiniz? Annemin homofobik olmadığını söyleyebilir miyiz? Hayır. Eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüellerin (artık her kimse)... "özel hayat"larına hoşgörüyle yaklaştığını söyleyen; ama onları kendi özel hayatlarına sokamayan, arkadaşlık kuramayan ve kamusal hayata dahil etmekte tereddüt eden, ilişkilerini sadece transfobi yüzünden sınırlayan; bu kişilere herhangi biri gibi davranamayan herkes ne olursa olsun fobi içeren bir tutumdadır.

Hayat "özel hayat" ve "kamusal/kamuya açık hayat" olarak ayrılmaz aslında. Kişisel olan, politiktir.

Transfobi söz konusu olunca işin başka bir boyutu daha var: herkesin çocukluk fotoğrafları var, değil mi? Benimkiler bana benzemiyor. Elbise giydirilmiş veya saçı uzattırılmış bir çocuğun onlar. Eğer sadece dönüşmekte olan ve dönüşmüş kimliğime sahip çıkarsam bu da transfobidir. O fotoğraflar yokmuş gibi yapamam, bir zamanlar olduğum şeyi çöpe atamam. O da şu anki benin bir parçası değil mi? Biyoloji üzerinden düşünelim: O hormonlar onca yıl ona göre çalıştı ve buna bağlı olarak benim korteksime kadar bi ton şey herhangi bir erkeğin sahip olduğundan farklı şekilde gelişti. Takdir toplayan ve övündüğüm hitabet kabiliyetimin kaynağı östrojenin kortekse etkisi mesela. Vaz mı geçeceğim şimdi bundan?? Genelde erkeklere sağlanmayan; ama bana "bahşedilmiş" bir lütuf gibi mi lanse edeceğim??

Yapamam sahtekarlık.

Ve ilan ediyorum: Toplumda herhangi bir erkek gibi yaşayan; kadın biyolojisinin sağladığı deneyimi reddeden, gizleyen her trans erkek transfobiktir!

Suçluyorum: Beni transseksüelliğimi saklamaya, sıradan bir erkekmişim gibi davranmaya sevk eden, farklılığımı yok saymaya çalışan toplumsal normlar transfobiktir!


Kimse kendini avutmasın, transfobik olmamak "onların da yaşamaya hakkı var" demekten ibaret değildir.

26 Mayıs 2009 Salı

Çağla'nın ölümüne dair basın açıklaması

Ortak Metin:

22 Mayıs cuma sabahı bir transseksüel arkadaşımız daha öldürüldü!

Çağla ilk değildi, bu ülkede son üç yılda cinsel yönelimleri, cinsiyet kimliği nedeniyle 29 eşcinsel ve transseksüel öldürüldü. 8 mart 2007 Mersin'de Gökçe, 2008'de İstanbul'da bir seri katil tarafından öldürülen 5 eşcinsel erkek, 12 Kasım 2008'de Ankara'da pompalı tüfekle öldürülen Eryaman Davası'nın tanıklarından Dilek İnce, 10 Mart 2009'ta İstanbul'da Ebru, Bursa'da 22 Mart 2009'da kafası ve cinsel organı kesilerek öldürülen Eda, 27 Mart 2009'da Edirne'de cinsel ilişki önerdiği iddiasıyla öldürülen Şükrü Gençer, Ankara'da 11 Nisan 2009'da evinde bıçaklanarak öldürülen Melek bunlardan sadece birkaçı. Katiller ya bulunamadılar ya da ceza indirimlerinden yararlandılar.

Homofobi ve transfobiye yeter! Öldürülme ve şiddet korkusuyla yaşamaya, nefreti körükleyen tüm iktidarlara, bir arkadaşımızın daha ölüm haberini almaya hayır!
Nefret söylemini durdurun! Travesti ve Transseksüeller vardır, alışın!
Tüm topluma salınan nefret tohumları her birimizi etkiliyor, nefret sona ermedikçe; etnik kökenimiz, dilimiz, dinimiz, cemaatimiz, cinsel yönelimimiz, cinsiyet kimliğimiz nedeniyle her an bir linç girişiminin, bir savaş ilanının altında kalabiliriz, nefret sona ermedikçe hiçbirimiz güvende değiliz.
Yasalarda ve gündelik hayatımızda nefreti ve öldürmeyi teşvik eden; eşcinsel, travesti ve transseksüel kanlarıyla kirlenen ahlâkınız batsın!

Voltrans metin:

Çağla Transseksüel bir kadındı ve bu yüzden öldürüldü, oysa kimse kimsenin yaşam hakkına müdahale edemez. Kişi kendiyle ilgili en iyi bilgiye sahip olandır. Hiç kimse beden cinsiyeti ve/ veya cinsel yönelimi sebebiyle öldürülemez. Transseksüel, travesti, transgender kadın ve erkeklerin her biri bu şiddetin hedefidir. Ayrımcılıktan kaynaklanan sözlü, sözsüz, fiziksel şiddet durmadıkça hiçbirimiz güvende olmayacağız. Transseksüel, travesti, transgender erkekler de vardır, alışın!

BASIN ACIKLAMASINA CAGRI

Basin Aciklamasina Cagri: Cagla Son Olsun!

22 Mayis 2009 Cuma gecesi Ankara’da transseksuel arkadasimiz Cagla evinde olduruldu. Cagla, son 3 yilda haberdar olabildigimiz 29. kaybimiz.
Cagla’yi unutmayacagimizi, katil(ler)inin, davasinin, nefret suclarinin takipcisi olacagimizi, homofobi ve transfobi sona erinceye dek mucadeleye devam edecegimizi gostermek icin 26 Mayis 2009 Sali gunu Taksim’de bulusuyoruz.

Basin AciklamasiTarih: 26 Mayis 2009 SaliSaat: 13:00Bulusma Yeri: Taksim Tramvay DuragiBasin Aciklamasi: Galatasaray Meydani
Karanfilli Anma:Tarih: 26 Mayis 2009Saat: 18:30-19:30Yer: Galatasaray Meydani
Iletisim: lambda@lambdaistanbul.org 0 (212) 245 70 68

Cagricilar:LGBTT Haklari Platformu: Izmir Siyah Pembe Ucgen DernegiKaos GL DernegiLambdaistanbul LGBTT Dayanisma DernegiMorEL Eskisehir LGBTT OlusumuPembe Hayat LGBTT Dayanisma DernegiPiramid Diyarbakir
Istanbul-LGBTT Sivil Toplum Girisimi

Voltrans

GLADT, Berlin-Brandenburg Turkiyeli Escinseller Dernegi

EHP’li LGBTT’ler

FilmmorKadin Kapisi

Turkiye Ayilari

Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz Inisiyatifi

Amargi Kadin Kooperatifi

Ankara Kadin Platformu

EHP’li Kadinlar

Eskisehir Demokratik Kadin Platformu

Feminist(B)iz

Gokkusagi Kadin Dernegi

Halkevci Kadinlar

Izmir Amargi

Ka-der

Kadin Dayanisma Vakfi

Kadinin Insan Haklari-Yeni Cozumler Dernegi

Kirkoruk Kadina Yonelik Siddetle Mucadele Kooperatifi

TCK Kadin Platformu

Lilith Kolektifi

Sosyalist Feminist Kolektif

Ucan Supurge Kadin Orgutu

Anarsi Kolektifi Ankara

Ceviri Eylem Kolektifi

Insan Haklari Gundemi Dernegi

BEDI (Biz Erkek Degiliz Inisiyatifi)

Kardesime Dokunma Inisiyatifi

Sosyal Kalkinma ve Cinsiyet Esitligi Politikalari Merkezi

DSIP (Devrimci Sosyalist Isci Partisi)

Yesiller Partisi