Erkekliğin Gölgesinde Söyleşileri'nde Trans Erkek Olmak tartışıldı...
Berk İnan: Biz daha geç erkek olarak algılanmaya başladığımız için, erkeklik deneyimini daha geç yaşıyoruz, erkeklik tornasına daha geç girdiğimizi söyleyebiliriz, en azından toplumun bize yaklaşması bakımından.
Bu açıkçası bizim bütün cinsiyet normlarını erkekliği kadınlığı analiz etmemize yardımcı olan bir durum. Ama herkes bunu bu şekilde benimsemiyor. Aktivist trans erkekler için bildiğim kadarıyla bu geçerli değil ama erkekliği, normatif erkekliği olduğu gibi benimseyen birçok trans erkek var.
transfobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transfobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Kasım 2010 Salı
29 Kasım 2010 Pazartesi
Haber: "Nefrete Karşı Sanatçılar" Anlattı
Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması'nın cumartesi günki son oturumunda sanatçı ve aktivist Gabrielle Le Roux, fotoğrafçı Diana Blok, Şarkıcı İlkay Akkaya, Temsiliyet filmi oyuncularından Ayta Sözeri, Görkem Kanbolat Arslan ve modacı Barbaros Şansal konuştu.
Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması'nın dün (27 Kasım, Cumartesi) gerçekleşen son oturumunda sanatçılar transfobi ve nefreti tartıştı.
Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması'nın dün (27 Kasım, Cumartesi) gerçekleşen son oturumunda sanatçılar transfobi ve nefreti tartıştı.
Haber: Tuncel, Karakaş ve Maes Transfobik Şiddeti Konuştu
Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması'nda siyasetçiler transfobik şiddeti konuştu. Panele BDP'den Sebahat Tuncel, DSIP'ten Şenol Karakaş ve Hollanda Büyükelçiliği'nden Nicole Maes katıldı.
Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması'nın dünkü (27 Kasım, Cumartesi) ikinci oturumunda "Transfobik Nefrete Karşı Siyaset Ne diyor?" sorusu tartışıldı.
Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması'nın dünkü (27 Kasım, Cumartesi) ikinci oturumunda "Transfobik Nefrete Karşı Siyaset Ne diyor?" sorusu tartışıldı.
17 Ekim 2009 Cumartesi
2012: Transseksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun!
“2012: Transseksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun!” küresel eylemine bir destek de İstanbul’dan!
Amerikan Psikologlar Derneği (APA) 2012’de ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek. Eşcinsellik, biseksüellik gibi transseksüelliğin de ruhsal bir bozukluk olmadığını biliyor, cinsel yönelimden sonra cinsel kimliğin de doğallığının kabul edilmesi için sesimizi yükseltiyoruz!
Amerikan Psikologlar Derneği (APA) 2012’de ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek. Eşcinsellik, biseksüellik gibi transseksüelliğin de ruhsal bir bozukluk olmadığını biliyor, cinsel yönelimden sonra cinsel kimliğin de doğallığının kabul edilmesi için sesimizi yükseltiyoruz!
1 Haziran 2009 Pazartesi
Transfobinin Büyüğü Küçüğü Olmaz! // J'accuse!
Aslında homofobinin de olmaz; ama ben hikayenin kendime ait kısmını anlatacağım.
Yine annemden başlayalım. Senesini hatırlamıyorum; ama lisede olduğum, kendimi bildiğim yıllar... Gümüldür'de tatildeyiz teyzemlerle. Teyzem, ben, annem oturuyoruz balkonda, sohbet falan. Tatu'nun Eurovision'a girdiği seneydi belki de, bilmiyorum, konu bi şekilde eşcinselliğe geliyor. Annem homofobi tükürüyor ortaya bir yere,
Yine annemden başlayalım. Senesini hatırlamıyorum; ama lisede olduğum, kendimi bildiğim yıllar... Gümüldür'de tatildeyiz teyzemlerle. Teyzem, ben, annem oturuyoruz balkonda, sohbet falan. Tatu'nun Eurovision'a girdiği seneydi belki de, bilmiyorum, konu bi şekilde eşcinselliğe geliyor. Annem homofobi tükürüyor ortaya bir yere,
9 Aralık 2008 Salı
Sinan'dan güzellemeler
Numero uno: Beni Böyle Kabul EyleTürkiye’ye dönerken hava alanında beni ilk karşılayanlar arasında annemin bana hayal kırıklığı ile bakan gözleri de vardı. Saçımı ve giyimimi tasvip etmeyen, bu yüzden de beni arkadaşlarının yanında karşılamaktan rahatsızlık duyan annem, “Türkiye’ye gelirken saçını kız gibi kestiremez miydin?” diye sordu. Bir senedir görmemiş olduğum annemin açılış cümlesinin bu olması da haliyle bendenize baya bir koydu…
23 Ekim 2008 Perşembe
İsim: Aligül
Genel olarak isimlerimiz biz doğduğumuzda cinsel organlarımıza bakılarak, eğer bekleniyorsak varsayılan cinsiyetimize göre konuyor. Eskiden, ültrason yokken, gönülden geçen cinsiyete göre isim konurmuş, daha detaylı düşünenler her iki cinsiyet için de isimler hazırlarmış ki şimdi de bu tavrın pek değiştiğini sanmıyorum.
İsimlerin de cinsiyeti var. Kadınlara “kadın ismi”, erkeklere “erkek ismi” veriliyor. Kadınlarda Mehmet, Ahmet, vs. erkeklerde de Ayşe, Fatma, vs. isimleri göremiyoruz. Bir cinsiyeti işaret etmeyen isimler de var; Barış, Rüzgâr, Deniz gibi. Fakat bu isimler kişilere kendilerini “cinsiyetsiz” hissettikleri ya da algıladıkları için konulmuyorlar.
İsimlerin de cinsiyeti var. Kadınlara “kadın ismi”, erkeklere “erkek ismi” veriliyor. Kadınlarda Mehmet, Ahmet, vs. erkeklerde de Ayşe, Fatma, vs. isimleri göremiyoruz. Bir cinsiyeti işaret etmeyen isimler de var; Barış, Rüzgâr, Deniz gibi. Fakat bu isimler kişilere kendilerini “cinsiyetsiz” hissettikleri ya da algıladıkları için konulmuyorlar.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)